SON DAKİKA :

Kılıçdaroğlu: Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Kılıçdaroğlu: Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar
Kılıçdaroğlu: Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar Borsa Piyasası
Bu içerik 51 kez okundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu, yasakçı değil özgürlükçü bir parti olduklarını, insanları inançları nedeniyle ayırmadıklarını dile getirerek, "CHP özgürlükçü bir parti, AK Parti yasakçı bir partidir." ifadesini kullandı.

"Her yaşam tarzına saygılıyız"

Kılıçdaroğlu, her yaşam tarzına, inanca, kimliğe saygılı olduklarını belirterek, "Ramazan sofraları kuruluyor, Kur'an tilaveti var, dualar okunuyor eyvallah. Ama sonra bir kişi kürsüye çıkıyor, ağza alınmadık ne varsa her şeyi söylüyor. Bu olmaz, doğu değildir." dedi.

Bütün vatandaşların ramazanını ve bayramlarını huzur içinde geçirmesini temenni eden Kılıçdaroğlu, inancın, insanların öznesini oluşturduğunu, insanların inançlarıyla yaşadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Ramazan Bayramı'nda ve öncesi ramazanda hep birlikte sevgiyi kalplerimize nakşetmek isteriz, güzelliklerden söz etmek isteriz, varsa kırgınlıkları gidermeye çalışırız." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, inançlara, kimliklere, siyasal görüş ve düşünceye saygı duymanın ortak görevleri olması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Eğer insansak, akıl taşıyorsak bunu yüreğimizde hissetmek zorundayız. Yüreğimiz ne diyorsa dilimizden de aynı şey çıkmalı. Gönlümüz ile dudaklarımız aynı şeyi ifade edebilmeli. İnsanların inançları dolayısıyla ötekileştirilmesi asla kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Her yaşam tarzına, inanca, kimliğe saygılıyız. Eğer karşınızda insan varsa, siyaset kurumunun görevi onun inancıyla uğraşmak, oynamak değildir. Onun çocuğu işsizse, geçinemiyorsa siyaset kurumunun görevi onun çocuğuna iş bulmaktır, onun inancını siyasete malzeme etmek değildir. Ramazan sofraları kuruluyor eyvallah, Kur'an tilaveti var eyvallah, dualar okunuyor eyvallah ama sonra bir kişi kürsüye çıkıyor, ağza alınmadık ne varsa her şeyi söylüyor. Bu olmaz, doğu değildir. İnanç sömürüsü bu kadar acımasız olmamalı. Sofraya gelen, orucunu tutan vatandaş 'Ben buraya ibatede mi dostluğa mı güzelliğe mi geldim' diye düşünürken kendisini adeta bir cehennemin ortasında buluyor."

"Hiçbir inanç siyasete kurban edilmemeli"

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren'in bugünkü yazısında, "Bugün, yani bu ramazan günü. Dünyada cezaevlerinde en çok Kur'an okunan, oruç tutulan, namaz kılınan ülke hangisi diye bakarsanız Türkiye'yi görürsünüz." dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Benim gibi inanmıyorsan ya da benim çizgimde değilsen, senin yerin hapishanedir. Düne kadar bütün bu suçlamaları CHP'ye yapıyorlardı. Ama bugün Allah büyüktür ya bütün gerçekler ortaya çıktı. CHP özgürlükçü bir parti, AK Parti yasakçı bir partidir." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, insanların inançlarına, kimliklerine, yaşam tarzına saygı göstermenin boyunlarının borcu olduğunu belirterek, hiçbir inancın siyasete kurban edilmemesini istedi. Kılıçdaroğlu, siyasetin ayrı, inancın ayrı olduğunu vurgulayarak, hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmediklerini ve bundan sonra da etmeyeceklerini bildirdi.

"Gazetecinin kaleminin, onurunun korunması lazım"

Kılıçdaroğlu, gazeteci Yavuz Selim Demirağ'ın 7 kişinin saldırısına uğradığını, öldüresiye dövüldüğünü, faillerinin bulunup serbest bırakıldığını anlatarak, "Faillerin tutuklanması için gazetecinin ölmesi mi gerekiyor? Kim azmettirdi onları? Sahte plakayla niçin geziyorlar? Bir gazeteciden ne istiyorlar?" sorularını yöneltti.

Bu olayın üstünün örtülebileceğini, faillerin yine ellerini kollarını sallayarak gezebileceğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Demirağ'ı hastanede ziyaret ettim. Bütün ayrıntılarıyla anlattı. İktidar kanadının derhal harekete geçmesi lazımdı. Polis faillerini buldu, savcıya teslim etti, savcı serbest bıraktı. Bu savcıya sormak gerekiyor; senin başına, senin çocuklarının, eşinin başına böyle bir şey gelseydi, sopalarla dövülseydi ne olurdu? Sopayla insanları linç etmeye kalkmak, ne zamandan beri ifade alıp serbest bırakmak oluyor? Acaba savcının vicdanı sızlıyor mu? Acaba bir yerlerden serbest bırakılması için talimat mı aldı? Bunu araştıracağız. Gazetecilere yönelik linç kampanyasını görmezden gelme hakkımız yok. Her gazetecinin gazetecilik görevini yaptığı sürece başımızın üzerinde yeri vardır. Kaleminin, onurunun korunması lazım."

"Son 16 yılda 661 bin 522 çiftçinin işini bıraktı"

Kılıçdaroğlu, bugünün Dünya Çiftçiler Günü olduğuna işaret ederek, AK Parti iktidarında 17 yılda 33 milyon 790 bin hektar alanın ekilmediğini çünkü çiftçilerin ektiklerinin karşılığını alamadığını, son 16 yılda 661 bin 522 çiftçinin işini bıraktığını bildirdi. Çiftçinin perişan olduğunu, geçinemediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, kanun gereği milli gelirin yüzde 1'inin çiftçiye verilmesi gerekirken 2018'e kadar bunun verilmediğini öne sürdü.

"Cumartesi annelerinin vebali kimin boynundadır?"

Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü Anneler Günü olduğunu da hatırlatarak, bütün annelerin ellerinden öptüğünü söyledi.

Evlatlarıyla buluşan annelerin, dünyanın en güzel anneleri olduğunu, annelerin evlatlarının üzerine titrediğini, anne hastaysa çocuğun hasta, çocuk hastaysa annenin hasta olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, konuşmasında "Cumartesi Anneleri"ne değindi.

Kılıçdaroğlu, 24 yıldır "Cumartesi Anneleri"nin evlatlarını aradığını, burada her görüşten annelerin olduğunu belirtti. Annelerin, "Çocuklarımızın kemiklerini verin, mezarını gösterin bari başında Fatiha okuyayım" dediğini, Galatasaray'da oturduklarında önlerinde sadece evlatlarının fotoğrafının bulunduğunu ancak biber gazı, coplarla bu annelerin dağıtıldığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu anneler çocuklarını istemeyip de ne isteyecekler? Bu annelerin talebini devlette söz sahibi olanların yerine getirmesi gerekmiyor mu? Bu anneler bizim annelerimiz değil mi? Anne bu, eline silah almadı, bir başka çocuğu dövmedi, hakaret etmedi, tek istediği evladının nerede olduğunu öğrenmek. 737 haftadır evlatlarını arıyorlar. Gittiler dönemin Başbakanı Erdoğan ile de görüştüler, faillerinin bulunacağı sözleri de verildi. Ama sözlerin gereği yerine getirilmedi. Polis copuyla dağıtıldı. İnsanda biraz vicdan olur. Berfo Ana'nın bütün hayatı, oğlunu aramakla geçti, oğlunu bulamadan öldü. Onun vebali, Cumartesi Anneleri'nin vebali kimin boynundadır? Bunu yapan iktidar sahiplerinde vicdan, ahlak, inanç, kimlik var mı? Oturmalarına bile izin verilmiyor. Hani sen demokrattın, hani demokrasi vardı, hani faili meçhullerle mücadele edecektik? Hani darbelere karşıydın?"

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"Bugün işsizlik nedeniyle kendisini yakanlar var"

''Bugün işsizlik nedeniyle kendisini yakanlar var. İşsizlik sosyal yara olarak karşımızda duruyor. Bu tablodan iktidar sahibi olanların haberi var mı acaba? Acaba iktidar sahiplerinin çocukları işsiz mi? İşsizlik nedeniyle intiharın eşiğine gelenler var. Çocuğuna pantolon alamadı diye kendisini asan babanın acısını iktidar sahipleri yüreklerinde duydular mı? Yetki verildi mi, verildi. İşsizlikle, enflasyonla, kurla nasıl mücadele ettiler gördük. Devletin hazinesini damada teslim ettiklerini gördük.

"Merkez Bankası'nın rezervleri kar gibi eridi"

Merkez Bankası rezervlerinin kar gibi eridiğini gördük. Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası'nın Katarlılara pazarlandığını gördük. Sosyete damadın ve sarayın kibir abidesinin memleketi yönetemediğini gördük. Bunlara yeter demeyecek miyiz, ne zaman diyeceğiz haziranda söyleyeceğiz. Bizler oturup düşünmek zorundayız. Birlikte düşünmek zorundayız. Adı Adalet ve Kalkınma Parti ama ne akı kaldı ne adaleti. Seçmenlerine söylemiyorum, yöneticilerine söylüyorum.

7 YSK üyesine istifa çağrısı

Adaleti yok eden yargının kendisidir. Bunlardan hakim olmaz. Bunlar kul hakkı yiyenlerdir. Kapıkuludur bunlar. YSK, hakimlerden oluşuyor, yüksek hakimlerden oluşuyor. 3 ayrı olayı anlatacağım. İtiraz ettiler, bu seçimlerde hile yapıldı dediler. Geçersiz oylar sayıldı, 6 ilçede tüm oylar sayıldı, 22 ilçede sondajlama usulüyle sayım yapıldı. Tablo değişmedi. 41 bin 132 kısıtlı seçmen oy kullandı dediler, 776 kısıtlı seçmen çıktı. YSK'nın bazı hakimleri AK Partililere telefon ettiler. Şöyle yapmayın böyle yapın böyle olursa iptal ederiz dediler. Kim dedi, YSK'daki çete. Sandıkların oluşumunda hile var dediler. Bu 7 kişiye çete mensubuna sizde ahlak, onur haysiyet varsa istifa edeceksiniz. Bunlar yoksa koltuğunuzda oturacaksınız.

Bir başka olay, sandık aynı, seçmen aynı, kurul aynı, pusula aynı. Vatandaş oyunu kullandı, 4 pusula aynı zarfa atıldı. YSK, sadece İBB seçiminde yanlışlık var diyor. Akıl sahibi bunu düşünebilir mi? Sadece büyükşehiri iptal ediyoruz dediler. Yedili çeteye söylüyorum, sizde haysiyet ve onur varsa görevi bırakırsınız. Size değil eşinizle çocuklarınıza acıyorum. O çocuklar babam YSK'da böyle karar verdi diyecekler. KHK ile görevlerine son verilenlere seçimlere girebilirsiniz dediler. Kazandılar, ilan edildiler. Sonra kusura bakmayın seçildiniz ama görevinize başlayamazsınız dediler. Sizden sonrakine vereceğiz mazbatayı dediler.

Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar

Ekrem İmamoğlu'nun mazbatasını aldılar. Ekrem İmamoğlu belediye otobüsüne binenler için çalışıyor. 12 yaşına kadar olan çocuk okula otobüsle bedava gitsin diye çalışıyor. Sırtı kalınlar için çalışmıyor. Onun için tahammül edemediler. Sizin Ekrem İmamoğlu'na 23 Haziran'da oy verme yükümlülüğünüz var. O sırtı kalınların değil sizlerin hakkını savundu. 18 günde bunları yaptı. Şimdi biz yapıyoruz diyorlar. Yapacaksın tabii. Neden yapıyorlar? Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar. Tekrar seçilecek diye korkuyorlar.''

 

Kaynak: AA

Kılıçdaroğlu: Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ekonomi ve siyaset gündemi- 17 Ağustos 2019
Ekonomi ve siyaset gündemi- 17 Ağustos 2019
ABD'de petrol sondaj kulesi sayısı arttı
ABD'de petrol sondaj kulesi sayısı arttı